İstanbul Tenis Eğitim Spor Kulübü, binlerce çocuğun kortlarda büyüdüğü bir yuvaydı. Kortlar elimizden alındı. Ama İTESK hâlâ burada.
İTESK — İstanbul Tenis Eğitim Spor Kulübü — 17 yıldır Bakırköy'de, aynı kortlarda, aynı sevgiyle çocuklar yetiştirdi.
Yazın düzinelerce çocuk yaz okulunda ilk kez raket tuttu. Orta halli ailelerin çocukları burada sporla tanıştı. Korkan, çekingen çocuklar burada özgüven kazandı.
17 yıl içinde binlerce sporcu bu kortlarda büyüdü. Kimileri lisanslı sporcu oldu. Hepsi bir aile oldu.
Burada çocukların hayalleri, emekleri ve sürekliliği vardı.
"Son öğrencim gidinceye kadar
eğitim vereceğim."
Herkes meseleye sadece "kort" olarak bakıyor. Yanlış anlamayın, bunu ukalalık olsun diye söylemiyorum. Öyle lüks bir sitede oturmuyoruz. Benim kendi sitemde kort var. Kızımın annesinin sitesinde de iki kort var. İstersek özel hoca da tutarız. Harcadığımız yakıtı, zamanı ve verdiğimiz aidatları düşündüğümüzde aynı sayıda antrenman yaptırabiliriz. Ama bizim derdimiz hiçbir zaman sadece kort ve tenis olmadı.
Ben kızım Bulut için konuşuyorum; onun önce mutlu olması gerekiyor.
İlk başladığı kulüpte yaşanan yanlış yönetim, maç baskısı ve koçların yaklaşımı yüzünden çocukta maç anksiyetesi oluştu. Korta çıkmaktan korkan bir çocuğa dönüştü. Sonra bize Bakırköy Belediyesi'ne ait bir kulüp önerildi. Kızım orayı görünce eski kulübüne dönmek istemediğini söyledi. Yeni başlangıcımız böyle oldu.
Yaklaşık 3-4 ay sonra o kulübün koçları kovuldu, öğrenciler dağıldı. Yeni bir yer ararken İTESK ile tanıştık. 2025 Temmuz'unda başladık. Eski kulübünden bir arkadaşının da orada olması ve koçların yaklaşımı sayesinde bir günde alıştı. Ama ilk turnuvasında, eski kulübünde oynanacağını öğrenince gitmemek için ağladı. İTESK'teki koçlar şaşkınlıkla "Bir çocuk ne yaşamış olabilir?" diye sordular. Durum gerçekten bu kadar ağırdı.
Zamanla maçlara çıkmaya başladı ama hep korkuyla oynadı. 40-0 önde olduğu oyunları verdi, bazen maçını bile tamamlayamadı. Biz aile olarak sabrettik, koçları uğraştı. Ama İTESK'in farkı şuydu: Kaybettiğinde bağıran, küsen bir sistem yerine ona hep şunu söylediler:
"Hareket et, keyif almaya bak. Kazanmak da kaybetmek de önemli değil."
Ve sonra Bakırköy Belediyesi geldi, kulübe mührü vurdu.
Kulübün sahibi Hakan Bey yaklaşık 3 ay boyunca sistemi ayakta tutabilmek için farklı kulüplerden kort kiraladı. Cumartesi günleri Avcılar Yakup'lu'da iki saat antrenman yapıp, oradan Bahçelievler'e geçip tekrar derse giriyorduk. Hafta içi sürekli başka kortlar, başka düzenler… Aileler bu düzensizliğe dayanamadı. Bizim 16 kişilik grubumuzdan geriye sadece 3 öğrenci kaldı.
Kulüp mühürlenmeden önce 265 öğrencisi vardı. Şimdi yaklaşık 20 öğrenci kaldı. 4 koç hâlâ çocukları bırakmamaya çalışıyor. Bizden alınan aidatın bu sistemi döndürmeye yetmeyeceği ortada. Ama yine de devam ediyorlar.
Çünkü mesele sadece tenis değil.
Bir kulüp; çocuğunuzu huzurla bırakabileceğiniz, gözünüzün arkada kalmadığı yerdir. Çocuğunuza sadece spor değil, karakter de kazandırır.
Ben hiçbir zaman kızım madalya alsın diye uğraşmadım. Son toplantıda Hakan Bey'in söylediği bir cümle bence her şeyi özetliyordu:
"Erken parlayan birçok tenisçi 14-15 yaşından sonra tenis hayatını sürdüremiyor. Bırakın çocuklar maçlara çıksın, yenilsin, kaybetmeyi öğrensin."
Ve kızım son turnuvasında yine yenildi. Ama ilk kez gerçekten savaştı. Kortta kaldı. Yeni şeyler denedi. Setlerini sonuna kadar götürdü.
Skor önemli değildi.
Çünkü ilk kez korkmadan oynadı.
İşte bir kulübün gerçek başarısı budur.
Her imza Bakırköy Belediyesi'ne şunu söylüyor: bu çocukların kulübü geri verilmeli.
change.org üzerinden ücretsiz imzalayabilirsiniz
Bu kulüpte büyüyen çocukların, gözü kapalı bırakan velilerin, emeği olan herkesin sesi.
İTESK ile bir anın var mı? Bir gözlemin, bir duygun? Buraya bırak. Onay sonrası yayınlanacak.